Pazartesi, Eylül 06, 2010
   
Text Size

EBEBİYAT VE EĞİTTİM

Türkiye’ Afganistan’da 15 okul daha inşa edilecek

AFGANİSTAN - EBEBİYAT VE EĞİTTİM

Türkiye, Afganistan’da barışa katkı alanındaki yardımlarını 2010 yılında artırarak sürdürecek.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ev sahipliğinde dördüncü kez bir araya gelen Türkiye, Afganistan ve Pakistan cumhurbaşkanlarının gündeminde eğitim ve Türkiye’nin Kabil yönetimine bu alanda yapacağı yardımlar öne çıktı.  Afganistan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai, Türkiye’den daha çok okul ve sağlık alanında da Türk özel sektörünün ülkesinde yatırım yapmasını istedi. Ankara, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) aracılığıyla toplam 68 okul inşa etti. Ülkede, ilki 1995 yılında açılan ve biri kız lisesi olmak üzere toplam 6 Afgan-Türk okulu bulunuyor. Karzai, ülkesinde açılmasını istediği okullara söz konusu Afgan Türk okullarını örnek gösterdi. Şibirgan, Mezar-ı Şerif, Kandahar ve Herat’ta erkek liseleri ile Kabil’de de biri kız biri erkek olmak üzere toplam 6 lisesi, Afgan-Türk okulu olarak faaliyet gösteriyor.

Devamını oku: Türkiye’ Afganistan’da 15 okul daha inşa edilecek

 

EĞİTİM VE KÜLTÜREL YAŞAM

AFGANİSTAN - EBEBİYAT VE EĞİTTİM

Afganistan son 27 yılını savaş ve kargaşa ortamı içinde geçirdiğinden alt yapı çalışmaları, eğitim ve sağlık hizmetlerinde büyük aksamalar olmuştur. Kabil dışında, Afganistanlı genç kızlar ve kadınlar için son derece az eğitim imkanı var. Şehirlerdeki pek çok okul da sadece dini eğitim vermektedir. 1999 yılında yapılan araştırmaya göre toplam nüfusun %36’sı okuma yazma bilmektedir.

Devamını oku: EĞİTİM VE KÜLTÜREL YAŞAM

   

Eğitim, Doğal Kaynaklar

AFGANİSTAN - EBEBİYAT VE EĞİTTİM

Eğitim

Afganistan’da iki ayrı eğitim sistemi mevcuttur. Daha eski olan eğitim sistemi

mollalar tarafından öğretilen dini sistemdir. Mollalar okuma yazma ve aritmetiği

Kuran- Kerim’e göre öğretirler. Diğer sistem ise Afganistan’ın 1964

Anayasa’sı ile uygulanan, ücretsiz ve zorunlu eğitimdir.

İç savaştan önce kurulan ve ülkenin saygın üniversitelerinden, Kabil Üniversitesi

(1932) serbest eğitim sisteminin uygulandığı merkezi bir kurumdur. Diğer

dokuz yüksek okul ise 1938 - 1967 yılları arasında kurulmuştur. 1961 yılından

önce sadece erkekler yüksek eğitim hakkından yararlanabiliyorken, bu yıldan

itibaren bütün fakülteler karma eğitim sistemine geçti. Celalabad’daki Nangarhar

Üniversitesi (1962) tıp ve diğer bilim dallarında eğitim vermektedir.

1978’deki askeri darbeden önce eğitim sisteminin temelini Batı eğitim sistemi

oluşturmaktaydı. Asıl önemli olan eğitimin ilk aşaması olan ilköğretimin yerleştirilmesiydi.

Lise denginde eğitim veren okullar sadece Kabil ve bazı büyük

şehirlerde bulunmaktaydı. On iki yıllık ilk ve orta öğretim uygulamasına rağmen

pek çok Afgan tarafından bu uygulama ilgi görmedi, çünkü bulundukları

bölgelerde ya okul yoktu, ya da yaşadıkları bölgeler okullara uzaktı.

Doğal Kaynaklar

Uzun zamandan beri bölgenin küçük ölçekli madenciliğini oluşturan, altın,

bakır ve kömür gibi kaynakların araştırılıp incelenmesine 1960 yılına kadar

başlanamamıştır.

1970 yılında ise Afganistan’da çeşitli türlerde maden kaynakları bulundu, fakat

yalnızca kömür, demir cevheri, bakır cevheri ve işlenmemiş değerli taşların geliştirilip

kullanılması hedeflenmişti. Doğalgaz kaynakları ise ülke içinde dağınık

bir şekilde bulunmaktaydı. Son yıllarda yapılan analizler gösteriyor ki ülkenin

kuzeyinde de kullanılmayan petrol rezervleri bulunmaktadır.

   

SEYİT CEMALETTİN AFGANİ

AFGANİSTAN - EBEBİYAT VE EĞİTTİM

 

Seyit Cemalettin Afgan “Afgan Tarihi” ve “Makaleler” gibi dünyaca tanınan kitaplar yazmış büyük bir yazardı; yıldızlar ve evren hakkında ki konulara çok merak duyan büyük bir şairdi. Seyit Cemalettin Afgan’ın hayatı süregelen maceralar ve uzun seyahatlerle doludur. Bundan dolayıdır ki, yaşamı boyunca Ona “Doğu’nun Mucizesi denilmiştir. İngiltere, Fransa, Almanya, ABD, Mısır, Türkiye, Hindistan ve Rusya’ya seyahat etmiştir. Çok ılımlı bir insandı. Doğunun uyanışındaki en önemli ve etkili öncülerden biri olduğu düşünülmektedir. Son yüzyıldaki batılı güçler tarafından sömürgecilik karşıtı ve İslam birliği savaşçısı olarak hatırlanır. Seyit Cemalettin hiçbir hükümetin etkisinden ya da gücünden korkmamıştır. Birlik ve ittifakla Müslümanların İngiliz sömürgesinin büyük gücünü yok edebileceğine inanmıştır. Birçok kitap, broşür, makale ve gazete haberleri onun hayatı ve siyasi görüşleri hakkında yazılıp yayımlanmıştır. Farsça, Arapça, Türkçe ve İngilizce ve diğer Avrupa dillerinde yazılan kitap ve broşürlerin sayısı yüzlercedir, eğer gazete ve dergilerde yayımlanmış kısa ve uzun makaleleri de eklersek bu sayı binlere ulaşır.

Seyit Cemalettin Afgan, Afganistan’ın yetiştirdiği en büyük alimlerden birisidir. Fakat yanlış bilgi kaynaklarının sebep olduğu Afgani’nin vatandaşlığı hakkında bir karışıklık bulunmaktadır. Bu yanlış anlama 18.yüzyılın sonları ve 19.yüzyıl boyunca Afganistan’a giren ve Afganistan’dan ayrılan Afgan ve yabancılardan şüphelenen İngiliz muhabir ve temsilcilerden kaynaklanmaktadır. Bu, Hindistan Yarı kıtasını kontrol altına almak isteyen Çarlık Rus İmparatorluğu arasındaki süregelen “Büyük Oyun” yüzündendir. İran Cemalettin Afgan’ın kökenini kabul etmemektedir, onun İran’daki Asad Abad şehrinde doğduğunu iddia etmektedir. Bu durum bazı insanların aklını karıştırmaktadır. Çünkü Afganistan’ın Kunar ilinin merkezinin adı da Asadabad’dır. Fakat Cemalettin eserinde kendisinin gururlu, dürüst bir Afgan olduğunu ifade eder. Onun milliyeti hakkında yayılan bu söylentilerin sebeplerinden birisi de, Afganistan’daki İngiliz İmparatorluğu ve onun komşularına karşı anti-sömürgecilik eyleminde göze çarpan bir şahsiyet olmasıdır. Batılı güçler onun bu ününü mahvetmek ve bu iki komşu ülke arasında bir tartışma yaratmak için bu söylentiyi kullanmıştır. O, Hindistan’daki, İran’daki ve Orta Doğu’daki İslam Birliği’nin de kurucusudur. Batılı güçler ay-rıca Orta Asya’daki bu birliğe engel olmuşlar ve çoğunlukla, Çarlık Rusya için Orta Asya Cumhuriyetlerini ve İngiliz İmparatorluğu’na karşı bir tehdit olarak görmüşlerdir. Sonuç olarak Seyit Cemalettin Afgan’ın bir Afgan olduğu hakkında hiçbir şüphe yoktur. Afganistan bu büyük alime saygı duymaktadır ve başkent Kabil’de onun büyük başarıları anısına bir anıt dikilmiştir. Bu anıt, Asya’daki büyük üniversitelerden birisi olan Kabil Üniversitesi’nin bahçesinde bulunmaktadır.

   

İBN-İ SİNA

AFGANİSTAN - EBEBİYAT VE EĞİTTİM

Batıda Avicenna olarak tanınan İbni Sina zamanının en ünlü doktoru, filozofu, matematikçisi ve astronomuydu. Tıp bilimine en büyük katkısı Batı’da “kanun (canon)” olarak bilinen ünlü kitabı “Tıp Kanun”dur.

Ebu’l-Ali el-Hüseyin b. Abdullah İbn Sina 981 yılında Afganistan’ın Belh şehrinde doğmuştur.

Onun tıp bilimine en büyük katkısı Batı’da “Kanun” olarak bilinen ünlü kitabı Al- Qanun’dur. The Qanun fi Al-Tıbb (Tıp Kanunları) bir milyondan fazla kelime bulunduran çok büyük bir tıp ansiklopedisidir. Bu eserde eski ve Müslüman olan kaynakların, geçerli olan tıbbi bilgileri gözden geçirilmiştir..

“Qanun”(Kanun) 12. yüzyılda Gerard of Cremona tarafından Latince’ye tercüme edilmiştir. Böylece Avrupa okullarındaki tıp eğitiminde çalışma kitabı olarak kullanılmıştır.

İbn Sina’nın “Kitab al-Shifa” (iyileştirme kitabı) adlı eseri felsefeden bilime geniş bir alan bilgisini kapsayan felsefik bir ansiklopedidir.

İbn Sina ayrıca, matematik, fizik, müzik ve diğer alanlarda da katkılarda bulunmuştur. Pek çok astronomik gözlemler yapmıştır ve enstrümantal okumaların dikkatini arttıracak verniyeye benzeyen bir alet tasarlamıştır. Fizik alanında, enerji, sıcaklık, ışık ve mekaniğin farklı biçimleriyle, güç, boşluk, sonsuzluk gibi kavramlar üzerindeki çalışmasıyla katkısı olmuştur. Eczacılık alanındaki katkısı, metaların kimyasal değişim olasılığına inanmamasıdır.

   

SON Eklenenler

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8