Pazartesi, Eylül 06, 2010
   
Text Size

EKONOMİ VE PİYASA

Afgan Ekmeği

AFGANİSTAN - EKONOMİ VE PİYASA

Öteki kimliğinin yeniden yeniden üretilmesi, Batı medeniyetinin temel taşlarından biri ve kendini nasıl tanımladığının önemli bir göstergesi. Bugün bize tepsi içinde sunulan öteki artık tanımlanmış, kaşı gözü belli bir Ortadoğuludur.

Minneapolis'te Orta-Doğu yiyeceklerinin yapıldığı ve satıldığı restoranda 14 Eylül günü insan manzaraları birkaç gün önce CNN televizyonunda seyredilen 11 Eylül görüntülerine pek benzemiyordu. CNN'de estirilen 11 Eylül yas programının etkisi hala beynimde karmaşık duygularıyla sıcak dururken; orta sınıf, beyaz ve muhafazakar bir Amerikan ailesi ile böyle bir zamanda gidilecek son yer olarak düşündüm burasını. 11 Eylül'den sonra Orta-Doğu'lu insanlar o kadar fanatik bir şekilde potansiyel terörist olarak işaret edildi ki; artık ben bile kendime medyadan yansıyan haberlerin sloganlarıyla bakar oldum. Öyle ki; yolda karsılaştığım insanlar bile benimle ilgili ne düşünüyorlar acaba; 11 Eylül olaylarından benim gibi görünen insanları sorumlu tutuyorlar mi diye düşündüğüm bir gündü 14 Eylül.

Devamını oku: Afgan Ekmeği

 

EKONOMİK DURUM

AFGANİSTAN - EKONOMİ VE PİYASA

Daha önce de belirttiğimiz gibi uzun yıllar süren savaşlar ve iç karışıklıklar nedeniyle Afgan ekonomisi gelişememiş ve Afganistan dünyanın en fakir ülkelerinden biri haline gelmiştir. 1979 yılından bu yana süren karışıklıklar nedeniyle ekonomi çökme noktasına gelmiştir. Ülke, BM Kalkınma Programı’nın (UNDP) İnsani Gelişme Raporu’nda ekonomik verileri ve yaşam düzeyi açısından 173 ülke arasında 171. sırada yer almaktadır. Bu haliyle Afgan ekonomisi özellikle son 10 yılda dış yardımlarla ayakta kalmıştır. Topraklarının sadece %12’si ekilebilir olmasına rağmen, tarım Afganistan’ın en önemli gelir kaynağını teşkil etmektedir. Bugün resmi verilere göre ekilebilir alanların da sadece %6’sı kullanılmaktadır. Tarımda yeni teknoloji Afganistan’da henüz kullanılmaktadır. Nüfusun %80’i tarım ve hayvancılıkla geçinmektedir. Daha çok eski usul el işçiliği şeklinde yürüyen tarım alanlarının işlenmesi, kışın kar, baharda da yağmurlar nedeniyle ağır aksak işlemektedir.

Devamını oku: EKONOMİK DURUM

   

Afganistan’da Uyuşturucu Üretimi ve Dünyaya Açılan Tacikistan Kapısı

AFGANİSTAN - EKONOMİ VE PİYASA

Yaklaşık çeyrek asırlık bir süreden beri büyük bir iç savaş ve bu iç savaşın neden olduğu toplumsal sorunlar ile boğuşan Afganistan, bir şekilde komşularını da etkilemektedir. 1991 – 1997 yılları arasında Tacikistan’da yaşanan iç savaşın, ülkenin kendi iç dinamikleri ve yeni bağımsızlığın getirmiş olduğu bir takım toplumsal sorunların yanında, güney komşusu Afganistan’dan büyük ölçüde etkilenmiş olduğu söylenebilir. Ya da, daha doğrusu, yaşanan savaşın uzun süre devam etmesinde Afganistan’ın rolünün ciddiyetinin göz ardı edilemeyecek kadar önemli olduğunu söylemek mümkündür. Bu kapsamda, o dönemdeki Tacikistan muhalefetinin, Afganistan üzerinden sürekli olarak beslenmiş olduğu dikkate alınırsa, söz konusu etkinin boyutsal olarak ciddiyeti açıkça anlaşılmaktadır.*

Bu çerçevede, Afganistan’da meydana gelen Taliban hadisesi, genel anlamda Orta Asya ülkeleri; özel manada, radikal İslamcı grupların en fazla faaliyet gösterdiği Tacikistan’ın güvenliği açısından büyük bir tehlike arz etmekteydi. Taliban yönetiminin yıkılmasından sonra, Afganistan’da taşların yerine oturabileceğini ümit eden Orta Asya ülkeleri, yeni bir tehdit; uyuşturucu ticareti tehdidi ile karşı karşıya kalmışlardır. Bu bağlamda, Afganistan’da Taliban rejiminin yıkılmasından sonra, yaklaşık %35 artmış olan uyuşturucu ekimi ve ticareti,[1] Afganistan sorunlarından biri olmaktan ziyade, bölgesel bir sorun ve küresel bir tehdit haline gelmiştir.

Afganistan’da üretilip, bir taraftan Pakistan üzerinden güneydoğu Asya ile Umman denizi yolu ile Orta Doğu ülkeleri, İran üzerinden Türkiye ve Avrupa ülkelerine ulaşan uyuşturucu trafiği, diğer taraftan Orta Asya ülkeleri üzerinden Rusya ve oradan da Avrupa ülkelerine ulaşmaktadır. Bu kapsamda, uyuşturucu ticareti sorununun en fazla etkilendiği bölgelerin başında, Orta Asya ülkeleri gelmektedir. Bu ülkeler arasında, Afganistan ile 1206 km uzunluğunda sınırı bulunan, sınır güvenliği açısından yeteri kadar korunamayan Tacikistan, uyuşturucu ticaretinden en fazla etkilenen ülkelerin başında bulunmaktadır. Bu çerçevede, küresel bir tehdit haline gelen uyuşturucu ticaretinde Tacikistan kapısına değinmeden önce, Afganistan’da uyuşturucu üretimi konusunu ele almakta fayda vardır.

1. Afganistan’da Uyuşturucu Üretimi

Küresel bir tehdit haline gelen uyuşturucu ekimi ve ticareti, Taliban rejiminin yıkılması ve ABD’nin Afganistan’a yerleşmesinden sonra, daha da artarak, dünyayı tehdit etmeye devam etmektedir. BM raporlarına göre Afganistan halkının büyük çoğunluğunun başlıca geçim kaynaklarının uyuşturucu ekiminden sağlanmakta olduğu bilinmektedir. Birleşmiş Milletler verilerine göre Afganistan’daki uyuşturucu üretimi 1997’den 2001 yılına kadar 100 $/kg, 2001 - 2002 arasında ise 700 $/kg’a çıktığı bilinmektedir. 2003’de ise bu rakamın 576 $/kg ulaşmış olduğu ve daha sonra da 287 $/kg seviyelerinde seyretmiş olduğu dikkat çekmektedir.[2] Ayrıca, Afganistan’ın doğusunda 79700 aile, kuzey doğusunda 56000 aile, kuzey batı bölgelerinde 21400 aile, merkezi bölgelerde 34400 aile, güney bölgelerinde ise 72500 ailenin uyuşturucu üretimi ile meşgul olduğu bilinmektedir.[3]

Öte yandan, Afganistan’da uyuşturucudan sağlanan bir yıllık gelirin, son iki yıl içerisinde Afganistan’a yapılan yardımların neredeyse üç katı olduğu bilinmektedir. Söz konusu gelirin %80’inin mahalli komutanlara, %10’unun üst düzey devlet memurlarına, %7’sinin uyuşturucu üreten kişilere ve %3’ünün de diğer aracı grup ve kişilere düştüğü bilinmektedir. 2002 yılında Afganistan’a giren uyuşturucu gelirinin 2.3 milyar ABD Doları olduğu ve 2003 yılı itibarıyla bunun yaklaşık %4 oranında arttığı tahmin edilmektedir. Afganistan’da uyuşturucu bağımlılığının her geçen gün arttığı da, ayrıca bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.[4]

Bu kapsamda 9 Şubat 2004 tarihinde Afganistan’ın başkenti Kabil’de gerçekleştirilen “Uyuşturucu ile mücadele” konulu bir sempozyumda, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suçlar Dairesi Başkanı, yaptığı konuşmada, Avrupa’da tüketilen eroinin %90.5’inin Afganistan’da üretilen haşhaştan elde edildiğini ifade etmiştir. Aynı toplantıda konuşan Afganistan Devletine bağlı Uyuşturucu ile Mücadele Merkezi Başkanı Mirvais Yasini, uyuşturucu ile mücadele konusunda dünya ülkelerinin Afganistan’a yardım etmeleri gerektiğini belirtirken, bugüne kadar İngiltere’nin 128 milyon ABD Doları ve Amerikan Çiftçiler Örgütünün de 25 milyon ABD Doları yardım ettiklerini belirtmiştir. Yasini konuşmasında, kendi planları çerçevesinde, Afganistan’da üretilen uyuşturucunun dört yıl içerisinde %30’a indirmek için 300 milyon ABD Dolarına ihtiyaç olduğunun altını çizmiştir.[5]

Öte yandan 11 Eylül gelişmelerinin ardından Afganistan’da uyuşturucu madde üretiminin arttığı da dikkat çekmektedir. Taliban döneminde Afganistan’da yıllık üretim 180 tonken, 2003 yılı itibarıyla bu rakamın 4000 tona çıktığı da dikkatlerden kaçmamaktadır.[6] Tüm bu bilgiler doğrultusunda Afganistan’ın başlı başına bir uyuşturucu üretim merkezi olduğu söylenebilir.

2. Afganistan’da Uyuşturucu Üretimciliği

Bu noktada, her şeyden önce şu hususun altını çizmekte fayda vardır; Afganistan’da uyuşturucu üretimi halk arasında, en az buğday/arpa ve diğer tarım ürünleri üretimi kadar doğal bir hal almıştır. Afganistan insanın (özellikle de yaşlıların) en önemli sohbet ortamlarından birini oluşturan camilerde bile, uyuşturucu üretimi üzerinde yapılan sohbetlerle karşılaşmak mümkündür, hatta kimileri uyuşturucudan kazandıkları para ile “Allah verirse hacca gitmeyi” planladıklarını ve kimileri de “camii yaptırmayı” düşündüklerini bile söyleyebilirler. Bazı camii havlularına imamlara özel haşhaş ekildiğini görmek, en ilginç manzaralardan birini oluşturmaktadır.[7]

Bilindiği üzere, Afganistan’da komünist rejimi döneminde merkezi hükümetin kontrolünde olmayan, özellikle güneydoğu bölgelerde sınırlı sayıdaki Peştun gruplar tarafından ekilen uyuşturucu maddesi, “mücahit” grupların başlıca finansal kaynağını oluşturmaktaydı. O dönemlerde uyuşturucu ekimi bağlamında, Hikmetyar’ın; “düşman her şekilde vurulabilir, batılılar bizim düşmanımız olduğuna göre biz onları uyuşturucu ile vurmaya çalışırız” şeklindeki ünlü ifadesinden, bazı mücahit liderlerinin uyuşturucu ekimini teşvik ettiği anlaşılmaktadır. Nisan 1992’de Komünist rejiminin yıkılmasından sonra “mücahit” grupların iktidara gelmesi ile nispeten yaygınlaşan uyuşturucu ekimi, ülkenin güney, güneybatı ve diğer bazı bölgelerinde revaç bulmaya başlamıştı. Taliban öncesindeki dönemlerde, artık ülkenin bir çok yerinde uyuşturucu ekimi yaygınlaşarak tüm ülkeyi sarmıştır adeta. Pakistan ile sınırların açılması, gıda maddelerinin Pakistan’dan ülkeye sokulması ve Afganistan’da tarım ürünlerinin fiyatlarının gittikçe düşmesi halkı uyuşturucu üretimine yönlendirmiştir. Bu dönemlerde ülkenin doğu ve kuzey bölgelerinde de uyuşturucu ekimi yaygınlaşmaya başlamıştır. Taliban döneminde ise Taliban’ın baskısı ile kısmen sınırlandırılan uyuşturucu üretimi; daha önce belirttiğimiz üzere, Taliban sonrasındaki gelişmelerle birlikte, bazı bölgelerde kısmen azalmasına karşın ülke genelinde rekor düzeye ulaşmıştır. Taliban öncesindeki dönemlerde pek fazla uyuşturucu ekimine rastlanmayan kuzey bölgelerinin, Taliban rejiminin yıkılmasından sonra, uyuşturucu ekimine yönelmiş olması son derce dikkat çekmektedir. Bu noktada, Afganistan’da 2002 ve 2003 verilerine bakıldığında, Helmand, Kandahar, Uruzgan, Gor, Nangarhar, Kunar, Nuristan, gibi güney bölgeler ile Nimruz, Farah, Herat, Batghis, Fayrap, Cuzcan, Belh, Badahşan, Tahar ve Kunduz,  bölgeleri uyuşturucu üretiminin en fazla olduğu bölgeler olarak karşımıza çıkmaktadır.[8]

Tüm bu gelişmeler bağlamında, Afganistan’da uyuşturucu üretiminin kimler tarafından gerçekleştirilmekte olduğu sorusuna gelinecek olursa, bunun tek cevabı var; nerede ise Afganistan çiftçilerinin tümü. Son dönemlerde, arazi sahipleri olan çiftçilerin dışında, arazisi olmayan çiftçiler de uyuşturucu üretimine başlamışlardır. Bu kapsamda Afganistan’da uyuşturucu madde üretiminin şu temel kategorilerde gerçekleştirilmekte olduğu görülmektedir:

a)  Arazi Sahiplerinin Uyuşturucu Üretimine Katkısı:

Afganistan’ın sosyal hayatında önemli bir rolü olan ve “mellak” (mülk sahibi) olarak tabir edilen büyük arazi sahipleri uyuşturucu üretiminde de birinci mevkii almaktadırlar. 200 dönümden başlayarak daha fazla araziye sahip olan bu kesim, kendi arazilerinin bir kısmını uyuşturucu ekmek üzere, icar ya da ortaklık usulü ile arazisi olmayan çiftçilere vermektedirler. Arazisinin geri kalan kısmını kendisi diğer tarım ürünleri ekerek işletmektedirler. Ortaklı veya icar usulü ile mülk sahiplerinin arazisini alan arazisiz çiftçiler, aynı zamanda birden fazla “mellak” ile anlaşarak daha fazla araziyi uyuşturucu ekimine tahsis edebilmekte ve bu şekilde, bir kişi onlarca dönümlük araziye uyuşturucu ekmektedir. 200 dönümden daha az araziye sahip olan arazi sahipleri ise, sahip oldukları arazinin en az %25’ine haşhaş ekerek uyuşturucu üretimine katkı yapmaktadırlar. Bu kesimin bazıları arazisinin bir kısmına kendisi, diğer bir kısmını ise; “mellak” kesimin yaptığı gibi kendi çapında daha küçük uyuşturucu üreticilerine ortaklık, ya da icar usulü ile vererek, sahip olduğu arazinin nerede ise %50’sine uyuşturucu ekilmesini sağlamaktadır. Bu şekilde binlerce dönümlük araziye uyuşturucu ekimi gerçekleşmektedir.

b)  Ortaklık Usulü ile Uyuşturucu Üretimi:

Yukarıda belirtildiği üzere, arazisi olmayan, genelde başka illerden göç ederek gelen kişiler, yaşadığı il/ilçede, arazi sahipleri ile anlaşmakta ve uyuşturucu üretiminde yapılan masrafların tamamı arazi sahibi olan kişiye ait olmak üzere %50’şer paylaşılmak üzere belli bir anlaşmaya bağlanmaktadır. Yapılan anlaşmalara bağlı olarak, kimi ortaklar, toz haline getirilince paylaşmakta, kimi de nakit paraya dönüştürülünce paylaşmaktadır. Bunun yanında bir diğer ortaklık usulü de; iki kişiden birinin arazisi vardır, bir diğerinin de arazisi yok, ancak, haşhaşı toz haline gelmesini sağlayan atölyesi bulunmaktadır. Arazi sahibi, atölye sahibi ile anlaşarak ortaklık kurmaktadır. Bu şekilde yapılan anlaşmalar çerçevesinde üretilen madde, toz haline getirildikten sonra paylaşılmaktadır. Ortaklık usulünün bir diğer şekli de; çok yaygın olan üçlü ortaklıktır. Birinin arazisi, bir diğerinin de atölyesi ve bir başkasının ise pazarlama potansiyeli ve nakit paraya çevirebilme imkanı bulunmakta. Pazarlama potansiyeli olan kişi  her zaman daha fazla hak almaktadır. Bu kitle genellikle komutanlardan oluşmaktadır. Kimi zaman Arazi sahipleri, aynı zamanda birer komutan oldukları için iki payı da kendileri almaktadırlar.

c)  İcar Usulü İle Uyuşturucu Üretimi:

Belirtildiği üzere, arazisi olmayan kişiler arazi sahipleriyle anlaşarak, ya ortaklık ya da icar usulü ile uyuşturucu üretmeye devam etmektedirler. İcar usulü ile üretimde, arazisi olmayan kişiler belli bir miktar araziyi, ya belli bir para karışılığı, ya da ürettiği uyuşturucudan yüzde vermek üzere almaktadırlar. Ortaklık usulünden farklı olarak; ortaklıkta, ortak olan taraflar üretilen uyuşturucu, nakit paraya dönüştürülerek paylaştırılıncaya kadar, kendi sorumlulukları çerçevesinde çaba sarf ederler. İcar usulünde ise, arazi sahibi uyuşturucu ekmek üzere arazisini birine bir yıllığına verdiğinde, hiçbir sorumluluk almamaktadır. Üretilen uyuşturucu toplanınca payına düşen yüzdeyi, anlaştığı karşılık üzerinden almaktadır. Belli bir araziyi icar olarak alan kişiler de, kimi zaman atölye sahipleri ile ortaklık kurmaktalar. Böylece uyuşturucu üretimi yaygın olarak Afganistan’ın hemen hemen her kesimi tarafından üretilmeye devam etmektedir.

3. Uyuşturucu Üretimi, Mahalli Komutanlar ve Merkezi Hükümet

Yukarıda belirtildiği üzere, Afganistan’da arazi sahibi olan hemen hemen her kes, bir şekilde uyuşturucu üretimine bulaşmıştır. Bilindiği gibi, kısmen feodal bir yapının hakim olduğu Afganistan’da, arazi sahipleri toplumun önde gelen kesimlerini oluşturmaktadır. Afganistan savaşının başlaması ile bu kesim, sahip olduğu bu potansiyelden yararlanarak, belli bir örgüt ile anlaşmış ve elindeki maddi imkanlarla silah temin etmiştir. Zamanla silahlı birlikler oluşturarak rakiplerine galip gelmişlerdir. Bu nedenle günümüzde, arazi sahiplerinin bir çoğu, aynı zamanda birer (büyük ya da küçük) komutandırlar. Uyuşturucu üretiminde de en büyük rolü komutanlar oynamaktadır. Komutanlar, aynı zamanda “öşür” adı verilen bir tür vergi uygulayarak uyuşturucudan büyük paylar almaktadırlar. Bunun yanında uyuşturucu ticareti de komutanlar vasıtası ile sağlanmaktadır. Komutanlar devlet dairelerinde çalışan taraftarlarının yardımı ile, ülke çapında uyuşturucu ticaretini sağlamaktadırlar. Aynı zamanda mevcut hükümet içerisinde de önemli görevlerde bulunmaktadırlar.

Diğer taraftan komutanlar kendi bölgelerinde uyuşturucunun ham madde halinden, uyuşturucu haline getirilmek üzere kurulan atölyelerinin açılmasını sağlayarak, uyuşturucu üretiminin çoğalmasını sağlamaktadırlar. Komutanlar, söz konusu atölyelerden en azından %30 pay almaktadırlar. Bir komutanın hakimiyetindeki her hangi bir ilçede ortalama 15 atölyenin bulunduğu dikkate alınırsa ve ya her komutanın en az 300 dönümlük tarım arazisine sahip olduğu dikkate alınırsa, komutanların neden uyuşturucu ekimini teşvik ettikleri açıkça anlaşılmaktadır.

Öte yandan, başlangıçta belirtildiği üzere, Afganistan’da uyuşturucu üretimi sorunu, küresel bir tehdit olmaya devam ederken, merkezi hükümet ve ülkede görev yapan uluslar arası güvenlik güçlerinin, bu sorunun çözülmesi için her hangi bir girişimde bulunduğu da söylenemez. Merkezi hükümet yetkilileri, ülkede uyuşturucu üretiminin en aza indirmek için,  300 milyon dolara ihtiyaç olduğunu açıklarken, şimdiye kadar sadece İngiltere ile ABD’den yardım alındığı o da yetersiz olduğu ifade edilmektedir. Bu kapsamda, İngiltere Devleti 128 Milyon Dolar ve ABD Çiftçiler Örgütü 25 milyon dolar, uyuşturucu ile mücadele konusuna yardım yapmışlardır. Uyuşturucu ile mücadele için yapılan toplam 153 milyon doların tamamının da uyuşturucu ile mücadele için harcanmadığı ve belli kişilerin cebine girdiği iddia edilmektedir.[9] Bir diğer husus da; uyuşturucu ekimini teşvik ederek uyuşturucu üretiminde aktif yer alan komutanların hala silahlı ve güçlü olmaları merkezi hükümetin uyuşturucu üretimine karşı göz yummasına neden olmaktadır. Ayrıca, merkezi hükümetin ülke genelinde; özellikle de Afganistan çiftçilerine yönelik gerçekleştirmekte olduğu bir takım yaptırımların da uyuşturucu ekiminin artmasına neden olduğu söylenebilir.

Bilindiği üzere Afganistan yapı itibarı ile bir tarım ülkesi olarak bilinmektedir. Merkezi hükümetin bir takım icraatlarına bakılacak olursa,  tarım üretimini teşvik etmek yerine bir şekilde baltalandığı görülmektedir. Tarım ürünlerinin fiyatı, aynı sınırlar içerisinde anormal derecede farklılık göstermektedir. Örneğin; Kuzey Afganistan’da, 7 kg (Afganistan’da 7 kg = 1 ser) buğdayın fiyatı 18 – 20 Afgani (yaklaşık 44 Sent –1 $ = 45 Afgani), güney bölgelerinde ise buğdayın 7 kg 60 Afganidir (1.33 $). 7 kg pirincin kuzeydeki fiyatı yaklaşık 1.5 $, ama güney bölgelerinde 7 kg pirincin fiyatı ise yaklaşık 3.5 $’dır. Bu rakamlar Afganistan’ın farklı bölgelerine göre değişiklik göstermektedir. Afganistan’da tarım arazisi bakımından kuzey, diğer bölgelere göre çok daha zengin olduğu için, kuzeyde tarım ürünleri de anormal derecede ucuzdur. Afganistan’ın diğer bölgelerinde tarım ürünlerinin pahalı olmasına rağmen, kuzeyden, daha doğrusu bir bölgeden diğer bir bölgeye tarım ürünlerinin gitmesi mevcut hükümet tarafından yasaklanmıştır. Bu da ülke içerisinde, tarım ürünlerinde büyük bir dengesizlik yaratmaktadır. Tarım ürünlerinin ticareti yasaklanınca, çiftçilerin ürettikleri tarım ürünleri ellerinde kalmakta ve ürün fazlalığı ortaya çıkmaktadır. Ürün fazlalığı ise fiyatların anormal derecede düşmesine neden olmaktadır. Afganistan’ın kendi çiftçisi ürün fazlalığından şikayet etmeye devam ederken ve tarım ürünlerinin her türlü ticareti devlet tarafından yasaklanmışken, güney bölgelerdeki pazarları ise Pakistan’dan getirilen  tarım ürünleri işgal etmektedir. Bu da Afganistan çiftçisine büyük bir darbe vurmaktadır. Ayrıca, Afganistan’a gıda yardımı adı ile BM başta olmak üzere bir çok ülke, tarım ürünleri göndermektedir. Ürün fazlası olan her ülke, ihtiyacından fazla kısmı Afganistan’a yardım adı ile göndermektedir. Merkezi hükümet ise, diğer ülkelerden yardım olarak gelen ve Afganistan çiftçisinin ürettiği üründen daha kalitesiz tarım ürünlerini piyasa fiyatının çok daha üstünde bir fiyatla Afganistan çiftçisine “tohumluk” olarak satmaktadır. Öyle ki, küçük çiftçilerin bir yıl içerisinde aldıkları buğday, bir yıllık “tohumluk” buğday fiyatını zor karşılamaktadır. Bu da Afganistan çiftçisine vurulan büyük bir darbe olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ülke çapında tarım ürünlerinin ticaretinin yasaklanması ve yaşanan tüm bu dengesizlikler, ülkedeki çiftçiyi uyuşturucu ekimine zorlamaktadır. Kısacası uyuşturucu üretiminin bir şekilde devlet tarafından kanalize edildiğini söylemek mümkündür.  Hükümet, tohumluk buğdayı çiftçiye en azından piyasa fiyatına verirse ve Afganistan çiftçisinin ürettikleri tarım ürünlerinin ticaretinin yapılmasını serbest bırakır ve çiftçiyi teşvik ederse, çok büyük paralar sarf edilmeden  uyuşturucu üretimi, tamamen ortadan kalkmasa bile kısmen azalabilir. Kanaatimizce, Afganistan’da tarım ürünlerinin ticaretinin yasaklanması ve tarım ürünlerinin fiyatlarındaki dengesizlik birilerinin; özellikle uyuşturucu üretimcisi olan komutanların ciddi bir şekilde işine yaramaktadır. Ayrıca, bu dengesizliğin doğrudan Pakistan çiftçisine yaradığı da açıkça ortadadır. Diğer taraftan Afganistan’daki uyuşturucu üretimi, ABD’nin bölgedeki, uzun süreli varlığını meşru kılmaktadır. Bu bakımdan, uyuşturucu üretiminin, Pakistan, ABD ve mevcut hükümet içerisinde yer alan komutanların işine yaradığı söylenebilir. Bu nedenle uyuşturucu üretimini engellemek için bugüne kadar her hangi bir çalışmanın ciddi olarak yapılmadığı görülmektedir.

4. Dünyaya Açılan Uyuşturucu Ticareti Yolları

Bilindiği üzere, uyuşturucu maddelerin doğasından kaynaklanan etkileri, yasa dışı ticaretten elde edilen yüksek kar, çıkar gruplarınca suiistimal edilmekte ve risk gruplarını oluşturan insanlardaki merak ve özenti gibi unsurlar da eklenince, dünyanın her bölgesinde büyük bir tüketici kitlenin meydana gelmesi kaçınılmaz olmaktadır. Tüketici kitlelere ulaşmak için, uyuşturucu tacirleri “güvenli yol” ilkesi esası ile bir takım güzergahlar arama eğilimine girmektedirler. Bu güzergahlar aranırken, ülkenin siyasi, ekonomik, kültürel ve askeri yapısı da göz önünde bulundurulmaktadır. Uyuşturucu tacirleri, kendilerince güvenli olarak kabul ettikleri güzergah ülkelerin siyasi, ekonomik, kültürel ve askeri yapısının zayıf olmasına dikkat etmektedirler. Uyuşturucu tacirlerinin kullandıkları diğer bir yöntem ise, üretici ülkelerden temin ettikleri uyuşturucu maddeleri, mümkün olduğu kadar kısa sürede, kendilerince daha güvenli olan ülkelere sevk ederek buralarda depoladıkları maddeleri, daha sonra partiler halinde Batı Avrupa pazarlarına göndermektir.[10]

Bu esaslar açısından bakıldığında, Afganistan ve çevre ülkelerindeki koşullar, uyuşturucu “depolama” ve ticareti için son derece elverişli görülmektedir. Bu kapsamda, uzun yıllar boyunca “Altın Hilal” adı ile ün kazanmış olan, Afganistan, İran ve Pakistan üçgeni adeta bir uyuşturucu üretimi cenneti haline gelmiştir.  Son dönemlerde, değişen şartlar çerçevesinde  uyuşturucu tacirlerinin yeni “depolama” bölgeleri ve yeni ticaret yolları arayışına girmiş oldukları bilinmektedir. Bu arayışlar neticesinde, Afganistan’dan elde edilen uyuşturucu maddesinin Batı Avrupa pazarlarına ulaştırmak için, üç rotanın kullanıldığı bilinmektedir. Ancak, bunlar arasında, yukarıda söz edildiği esaslar çerçevesinde, siyasal otoritelerin zayıf olduğu, muhalefet adı ile radikal grupların aktif olarak faaliyette olduğu Orta Asya ülkeleri, uyuşturucu tacirlerince en güvenilir güzergah olarak kabul ettikleri bölge haline gelmiştir. Bu nedenle son dönemlerde, Afganistan’ın kuzeyindeki ülkeler; özellikle de bu ülkeler arasında siyasal, ekonomik ve askeri yapı bakımından zayıf olan Tacikistan,  uyuşturucu ticareti için en fazla tercih edilen bir yol olarak karşımıza çıkmaktadır. İddialara göre, Tacikistan’ın üzerinden; Tacikistan, Özbekistan ve Kırgızistan üçgeninde yer alan Fergane Vadisine gelen uyuşturucu maddesi, bu bölgede depolanmakta ve daha sonra buradan diğer bölgelere doğru intikal edilmektedir.[11] Bu da, hiç kuşkusuz tüm Orta Asya ülkeleri için son derece ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çerçevede, Afganistan’dan elde edilen uyuşturucu maddesinin Batı Avrupa’ya kadar uzanan ticaret yolları konusuna kısaca değinilecek olursa, şu yollar karşımıza çıkmaktadır:

a) İran Üzerinden Balkan Rotası: Afganistan’dan elde edilen uyuşturucu maddesi, İran üzerinden Türkiye topraklarına getirilmekte ve burada iki kola ayrılmaktadır. Birincisi, Bulgaristan ya da Karadeniz üzerinden Romanya’ya götürülmektedir. Burada yine iki yöne ayrılan ticaret yolunun biri, Ukrayna ve Beyaz Rusya üzerinden Baltık  ülkelerine uzanırken, bir diğer ise, Macaristan ve Avusturya üzerinden Batı Avrupa’ya ulaşmaktadır. İran üzerinden Türkiye’ye ulaşan ikinci rotada ise çoğu kez Akdeniz kullanılmaktadır. Türkiye ve Yunanistan üzerinden deniz yolu ile Batı Avrupa’ya uzanmaktadır.

 

Bu arada şu noktanın altını çizmekte fayda vardır; Balkan rotası adı ile bilinen güzergah, özellikle Afganistan’da üretilen uyuşturucu maddesini, Avrupa uyuşturucu pazarlarına nakletmek üzere uzun uyuşturucu tacirlerinin kullandıkları önemli güzergahlardan biri olmuştur. Türkiye, doğudan batıya doğal uyuşturucuların trafiğinden etkilenirken, batıdan doğuya ise kimyasal ve sentetiklerin kaçakçılığından etkilenerek çift taraflı bir akıma maruz kalmaktadır.[12]

b) Pakistan Üzerinden Doğu Akdeniz Rotası: Pakistan istikametine intikal edilen uyuşturucu maddesi daha fazla Afganistan’ın güney bölgelerinden elde edilmektedir. Pakistan’ın güneybatısın Hint Okyanusuna ulaştırılan uyuşturucu maddesi, burada gemiler ile Basra Körfezi üzerinden, Yemen ve S. Arabistan yolu ile Ürdün ve Mısıra kadar ulaşmaktadır. Bu bölgelerde yeniden gemilere yüklenen uyuşturucu maddesi, deniz yolu ile G. Kıbrıs ve Yunanistan üzerinden Avrupa pazarına ulaşmaktadır.[13]

c) Orta Asya’dan Karadeniz Rotası: Orta Asya ülkeleri üzerinden yapılan uyuşturucu ticareti, özellikle son 10 yıldan beri, en çok tercih edilen bir güzergah olarak karşımıza çıkmaktadır. Afganistan’ın kuzey bölgelerine yetiştirilen uyuşturucu maddesi, iki yönlü olarak Orta Asya ülkeleri üzerinden Avrupa pazarlarına ulaşmaktadır. Bu yollardan biri; Özbekistan ve Tacikistan üzerinden Fergane vadisine ulaşmakta ve buradan, Kırgızistan ve Kazakistan yolu ile Rusya’ya ve buradan Avrupa pazarlarına uzanmaktadır.

Orta Asya güzergahındaki bir diğer yol ise; Türkmenistan üzerinden Hazar Denizi yolu ile Azerbaycan ve Gürcistan’a ulaşmaktadır. Buradan Karadeniz yolu ile Ukrayna üzerinden Beyaz Rusya ve Polonya’ya kadar uzanmaktadır. Bu güzergah üzerinden Avrupa pazarlarına ulaşmaktadır.

 5. Uyuşturucu Ticareti ve Tacikistan

Taliban rejimi öncesinde, Orta Asya ülkeleri ile sınırı olan, Afganistan’ın kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uyuşturucu ekimi, bugünkü kadar yaygın değildi. Ancak, 1996-97’yıllarında Taliban örgütünün ülkenin kuzeyine doğru ilerlemesi ve Taliban yönetiminin, hakim olduğu bölgelerde İslami kurallar çerçevesinde uyuşturucu ekiminin kısmen yasaklanmış olması neticesinde, daha önce güney bölgelerde uyuşturucu ekimi ve ticareti ile meşgul olan kişilerin kuzey bölgelere yerleşmesi ile bu bölgelerde de uyuşturucu ekimi revaç bulmuştur. Bu dönemlerde, Rusya ve Orta Asya ülkelerinin, “Kuzey İttifakı” adı ile bilinen Taliban karşıtı grupları desteklemesi, “Kuzey İttifakı” lideri Burhaneddin Rabbani’nin Tacikistan’a yerleşmesi ve bu kapsamda Tacikistan ile Afganistan arasındaki sınırların açık tutulması, uyuşturucu tacirlerini için yeni bir fırsatın doğmasına sebebiyet vermiştir. Ayrıca, Tacikistan ile Afganistan sınırlarının yeterince korunamaması ve söz konusu sınırlarda görev yapan Rus sınır muhafızları birliklerinin de bu işin içine girmesi, uyuşturucu tacirleri için vazgeçilmez bir fırsat yaratmıştır. Böylece Tacikistan kapısı, uyuşturucu tacirleri için, en güvenilir bir kapı olarak kullanılmaya başlanmıştır.[14] Kuşkusuz bu da en fazla Tacikistan’ı etkilemektedir.

2003 yılı Eylül ayında, BM Suçlar ve Uyuşturucu Bürosu (UN Office on Drugs and Crime), yayınlamış olduğu bir raporda, Afganistan’ın kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde, Tacikistan’a geçirilmek üzere 3.500 tonluk bir uyuşturucunun depolandığını ifade etmişti.[15] 3.500 tonluk uyuşturucu maddesinin Tacikistan üzerinden geçirilmesi ciddi bir sorun demektir.

Tacikistan, bağımsızlığını alması ile yaşadığı iç savaşlar döneminde, Afganistan’dan gelen silah ve uyuşturucu tehdidi ile karşı karşıya kalmıştır. Özellikle son dönemlerde daha fazla yoğunlaşan uyuşturucu ticaretini önlemek için, Tacikistan devleti, uluslararası kuruluşlardan yardım talebinde bulunmaktadır. Bu kapsamda, Temmuz 2003’te, Tacikistan Devlet Başkanı İmamali Rahmanov, özellikle uyuşturucu ile mücadele konusunda, bir işbirliği öneri paketi hazırlayarak, Birleşmiş Milletler, ABD, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü, BDT (Bağımsız Devletler Topluluğu) ve Şanghay İşbirliği Örgütü üye ülkelerine göndermişti. Rahmanov, söz konusu öneri paketinde, uyuşturucu ile mücadele konusunda bir uluslararası iş birliği teşkilatı kurulmasını ve bu teşkilatın da Tacikistan – Afganistan sınırlarında görev yapmasını istemekteydi.[16] Ancak, bu konuda yapılan birkaç toplantı dışında, Rahmanov’un önerilerinin ciddiye alınmadığı görülmektedir. Ayrıca, söz konusu toplantılarda alınana kararların, henüz gerçekleştirileme aşamasında her hangi bir ilerlemenin yaşandığı söylenemez.

Afganistan’dan elde edilen uyuşturucunun Orta Asya ülkeleri üzerinden Rusya yolu ile Batı Avrupa pazarlarına ulaşan rotanın, Orta Asya ülkelerindeki, siyasal otoritelerin zayıflığı nedeni ile, uyuşturucu tacirlerinin en fazla tercih ettiği yol olduğuna daha önce değinilmişti. Bu noktada, söz konusu uyuşturucu ticareti yolunun güvenliğinin sağlanması için, Ağustos 2003’te Rusya’dan bazı sınır güvenlik uzmanları bölgede bir takım incelemeler yapmak üzere, Tacikistan’a gelmiştir.[17] Ardından, 22 Eylül 2003 tarihinde, BDT ülkeleri İçişleri temsilcileri Tacikistan başkenti Duşanbe’de toplanarak, uyuşturucu ile mücadele konusunu ele almış ve bu konuda Tacikistan’a “ciddi” destek verilmesi gerektiğini kararlaştırmışlardı.[18] Ancak bu da sonuçsuz kalmıştır. Yine aynı günlerde, ABD ve AB sınır güvenlik uzmanları Tacikistan başkenti  Duşanbe’de toplanarak ortak bir karar alma yönünde fikir birliğine varmışlardı. Bu toplantıda Tacikistan Devlet Başkanı Rahmanov, uyuşturucu ile mücadele konusundaki ısrarlarını yeniden dile getirirken, Afganistan’da yeni bir dönemin başlamasına rağmen, uyuşturucu ticaretinin hala dünya için büyük bir tehdit oluşturmaya devam ettiğinin ve mevcut gelişmelerin bu sorunu çözemediğinin altını çizerek, Tacikistan’ın tek başına uyuşturucu ile mücadele konusunda yetersiz olduğunu ve bu bağlamda söz konusu tehlike ile mücadele etmek için bir uluslararası koalisyon kurulması gerektiğini belirtmişti. Bu çerçevede AB ve ABD sınır güvenlik uzmanları, Rahmanov’un sözlerini onayladıktan sonra, uyuşturucu ticaretinin tüm dünya için bir tehdit oluşturduğunu, dolayısı ile bu tehdidi önlemek için sadece Orta Asya ülkelerinin değil, tüm dünya ülkelerinin bir araya gelmesi gerektiğinin altını çizmişlerdi.[19] Son olarak 20 Ekim 2003 tarihinde, Şanghay İşbirliği Örgütüne üye ülkelerin, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıklarına bağlı güvenlik uzmanları, Tacikistan Başkenti Duşanbe’de bir araya gelmişlerdi. Yapılan açıklamalara göre Toplantının temel amacının, Afganistan’dan kaynaklanarak, Tacikistan üzerinden dünyaya yayılan uyuşturucu ticaretini önlemek olduğu ifade edilmişti. Ancak, yapılan tüm bu toplantılarda, sayısız konuların altına imza atılmasına rağmen, alınan kararların hayata geçirilmesi noktasında belli bir ilerlemenin sağlanamaması dikkat çekmektedir. Fakat, uyuşturucu ile mücadele konusunda, bugüne kadar sadece Rusya’dan bir takım yardımlar alındığı bilinmektedir. Bu kapsamda, Rusya’nın “Uyuşturucu Denetimi Komitası Başkanı” 25 Ağustos 2003’te Tacikistan başkenti Duşanbe’ye gelerek geniş çaplı bir araştırma yaptırdığı bilinmektedir. Bu yönde yapılan bazı değerlendirmelere göre, Rusya’nın Tacikistan –Afganistan sınır bölgelerinde yeni bir “Uyuşturucu Denetleme Birimi” kurmayı hedeflediği de bilinmektedir.[20]

Rusya’nın, uyuşturucu ile mücadele konusunda, Tacikistan’a diğer ülkelerden daha fazla yardım etmesinin iki temel nedeninin olabileceğini söylemek mümkündür. Bunlardan biri; daha önce söz edildiği üzere, Tacikistan üzerinden geçen uyuşturucu maddesi, Fergane vadisi, Kırgızistan ve Kazakistan yolu ile Rusya’ya ulaşmakta ve buradan Avrupa pazarlarına dağıtılmaktadır. Bu durum doğal olarak Rusya açısından da ciddi tehlikeler yaratmaktadır. Rusya, bu tehdidi engellemek için Tacikistan’a yardım etmek mecburiyetindedir. İkincisi ise; ABD’nin bölgeye yerleşmesinden sonra, Rusya bölgedeki nüfuzunu kaybetme korkusuna girmiştir. Son gelişmeler ile birlikte, özellikle Özbekistan’ın Rusya’ya karşı bir tavır içine girmiş olması Rusya’yı endişelendirmiştir. Özbekistan’ı denetim altında tutmak için, Tacikistan’daki varlığını koruması gerekiri, bu nedenle, hem Özbekistan’ı denetleyebilmek, hem de bölgedeki varlığını muhafaza edebilmek için, Tacikistan’a yardım etmektedir. Neticede her ikisinin de Rusya’nın çıkarlarına olduğu dikkate alınırsa, Rusya’nın bu konuda Tacikistan’a daha fazla yardım etmesi gerekebilir.

6. Sonuç

Görüldüğü üzere, Afganistan’da Taliban rejiminin yıkılması ve uluslararası güvenlik güçlerinin Afganistan’a yerleşmesi, bu ülkenin en büyük sorunlarından biri olan uyuşturucu üretimi sorununun önüne geçememiştir. Aksine, Taliban rejiminin yıkılmasından sonra, ülke genelinde uyuşturucu üretimi daha fazla artarak, belli grupların amaçlarına ve çıkarlarına hizmet etmeye devam etmektedir. Kuşkusuz, bu grupların başında Afganistan geneline hala hakimiyet kurmakta olan mahalli komutanlar ile bölgesel liderler gelmektedir. Mevcut hükümeti içerisinde önemli görevlerde bulunan söz konusu komutanlar, hükümet içerisindeki potansiyellerini kullanarak, doğrudan ya da dolaylı olarak uyuşturucu üretimine katkı yapmaktadırlar. Öte yandan, Afganistan genelinde uygulanan hükümet yaptırımlarının, ülkedeki çiftçiye vurulan en büyük bir darbe olmakla birlikte, bu yol ile uyuşturucu ekiminin kanalize edildiği de açık bir şekilde görülmektedir. Tüm bunların, uyuşturucu üretimine katkıda bulunan komutanların işine geldiğine şüphe yoktur. Ayrıca, “uluslararası terörizmle mücadele” kapsamında Afganistan ve Orta Asya ülkelerine yerleşen ABD’nin, bu konuda her hangi bir girişimde bulunmaması da son derece dikkat çekmektedir.

Diğer taraftan, Afganistan’da üretilen uyuşturucu maddesi, üç yönlü olarak dünya pazarlarına dağıtılmak sureti ile küresel bir tehdit olmaya devam ederken, son günlerde olarak Orta Asya ülkelerinden Afganistan’a sokulan kimyasal madde kaçakçılığı da gündeme gelmiştir. Bu da, yeni bir tehdit olarak karşımıza çıkmaktadır. Eski SSCB döneminde, Moskova denetimindeki nükleer santrallerin en büyüklerinden birinin de bugünkü Kazakistan’da olduğu bilinmektedir. Bu silahların deneylerinin, Aral Gölündeki Vozrojdeniye (Barsa Kelmas) Adasında yapıldığı bilinmekteydi. Sovyetlerin dağılmasından sonra bu bölgedeki biyolojik silah tesisleri ve diğer nükleer santrallerinin tamamen tahrip edildiği bilinmektedir. Ancak, bu tesislerde çok sayıda hırsızlık olaylarının yaşandığı, çeşitli yayın organlarına yeterince yansımıştı. 7 Ocak – 4 Şubat 2004 tarihleri arasında gerçekleştirilen Afganistan ziyareti esnasında, Tacikistan sınırına yakın, Tahhar ve Badahşan bölgelerinde yapılan incelemeler neticesinde, bu bölgeleri kontrolü altında bulunduran komutanların bir çoğunun, Tacikistanlı uyuşturucu tacirlerine verdikleri  uyuşturucu madde karşılığında, uranyum ve cıva gibi kimyasal madde aldıkları ve daha sonra bu maddelerin, İran’a gönderdikleri açıkça anlaşılmıştır. Kazakistan’dan çalınan kimyasal maddelerin, Kırgızistan’dan Fergane vadisi ile Tacikistan’a ve Tacikistan’dan da Afganistan’a getirildiği bilinmektedir.

Tüm bu sorunların, bölgede görev yapan uluslararası güvenlik güçlerince bilinmemesine imkan yoktur. Her ne kadar, Tacikistan sınırına yakın olan bölgeler, uluslararası güvenlik güçlerinin görev alanından uzakta olsa da, etki alanı dahilinde olduğu söylenebilir. Bu bakımdan, uluslararası güvenlik güçlerinin, yeni bir çatışmanın yaşanmasını engellemek için duruma müdahale etmiyor olabileceğini ifade etmek mümkündür. Ancak, bölgedeki uyuşturucu ve kimyasal madde kaçakçılığının doğurabileceği sonuçlar itibarı ile düşünülürse, bölgesel bir sorundan ziyade, küresel bir tehdit olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle, bölgedeki uluslararası güvenlik güçlerinin müdahale hakkının bulunması gerekmektedir. Fakat, hadisenin bir başka boyutu dikkate alınırsa; “uluslararası terörizmle mücadele” kapsamında bölgedeki varlığını meşrulaştıran ABD, uzun vadeli olarak bölgedeki varlığını, uyuşturucu ve kimyasal madde kaçakçılığı sorununu ile meşrulaştırabilir. Bu açıdan bakıldığında, uyuşturucu sorunu ve kimyasal madde sorununun, doğrudan yada dolaylı olarak ABD’nin amaçlarına da hizmet ettiği söylenebilir. Ancak bunun, söz konusu sorunların ortadan kaldırılması noktasında, her hangi bir etkisinden söz etmek mümkün değildir. Dolayısı ile, Afganistan’dan dünyayı tehdit eden uyuşturucu ve Orta Asya ülkelerinden gelen kimyasal madde kaçakçılığı sorunları, uzun bire süre küresel bir tehdit olmaya devam edebilir.


[1] Afganistan’da Uyuşturucu üretiminin; Taliban rejimi dönemine göre artmış olmasına ilişkin bilgiler, 2002 yılı BM raporuna dayanmaktadır. Konu ile ilgili daha detaylı bilgi içi bkz: BM Web Sayfası, http://www.unodc.org/unodc/en/press_release_2002-06-14_3.html, 14 Haziran 2002.

[2]Konu ile ilgili bkz: http://www.incb.org/e/estim/supapr04.pdf, 18 Mayıs 2004.

[3] Konuya ilişkin daha detaylı bilgi için bkz: Forty-fifth session of the Commission on Narcotic Drugs, http://www.incb.org/e/speech/cnd45.htm, 11 – 15 Mart 2002.

[4] Konu ile ilgili bkz: http://www.unodc.org/unodc/en/press_release_2003-12-05_1.html, 5 Aralık 2003.

[5] Afghanpaper, 11 Şubat 2004.

[6] Konu ile ilgili bkz: Afghan Foreign Minister Meets UNOV Director - General;
Counter-Narcotic Efforts Discussed
,
http://www.unodc.org/unodc/en/press_release_2003-12-05_1.html, 5 Aralık 2003.

[7] Bu bölümlere ilişkin bilgiler tamamen kişisel gözlemlere dayanmaktadır.

[8] Konuya ilişkin bkz: United Nations Office Drugs And Crime- Afganıstan, Opium Survey, 2003.

[9] Afghanpaper, 11 Şubat 2004.

[10] Aziz Koluman, Uyuşturucu Madde ve Kaçakçılığı, ASAM Çalışması (Yayınlanmamış).

[11] Bu bilgiler, 7 Ocak – 4 Şubat 2004 tarihleri arasında gerçekleştirilen Afganistan ziyareti esnasında yapılan görüşmelere dayanmaktadır. Bu arada, yapılan görüşmeler, bir araştırmacı kimliğinden ziyade, tamamen sıradan bir Afganistan vatandaşı kimliği ile gerçekleştirilmişti. Bu kapsamda uyuşturucu ticareti ile uğraşan kişiler, Tacikistan vatandaşı ve eskiden KGB’de çalışan kişiler ile ortaklık kurduklarını ve bu yol ile Tacikistan’a uyuşturucu maddesi gönderdiklerini ifade etmektedirler.

[12] A. Koluman, Uyuşturucu Madde ve Kaçakçılığı.

[13] Konuya ilişkin bkz: Uyuşturucu Madde Kaçakçılığı, http://www.yesil.org/teror/uyusturucu.htm, 13 Haziran 2003.

[14] Bu bilgiler 7 Ocak – 4 Şubat 2004 tarihleri arasında gerçekleştirilen Afganistan ziyareti esnasında yapılan görüşmelere dayanmaktadır

[15] Bu konuya ilişkin bkz: ASAM Web Sayfası (www.avsam.org), Günlük Küresel Değerlendirme Bülteni, 25 Eylül 2003.

[16] Şemsiye Kasım, Tarh-i İcad-i İtilaf-i Benelmüleli Mübareze ba Mevad-e Muhadder (Uyuşturucu ile Mücadele Konusunda Uluslararası bir Koalisyon Arayışları), http://www.bbc.co.uk/persian/regional/030702_sh-taj-drugs.shtml, 7 Temmuz 2003.

[17] Uyuşturucu Ticaretini Engelleme Konusunda Tacikistan –Rusya İşbirliği, ASAM Web Sayfası (www.avsam.org), Günlük Küresel Değerlendirme Bülteni (GKDB), 26 Ağustos 2003.

[18]Uyuşturucu ile Mücadele Konusunda Uluslararası Destek Arayışları, ASAM Web Sayfası, GKDB, 25 Eylül 2003.

[19] Uyuşturucu ile Mücadele Konusunda Uluslararası Destek Arayışları, ASAM GKDB, 25 Eylül 2003.

[20] Uyuşturucu Ticaretini Engelleme Konusunda Tacikistan –Rusya İşbirliği, ASAM Web Sayfası, GKDB, 26 Ağustos 2003

   

SON Eklenenler

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8